'Asıl' adı Allium Sativum! - Taşköprü'den Sesleniş - Blogcu



Taşköprü'den Sesleniş

'Asıl' adı Allium Sativum!

Kategori: Arastirma

Taşköprü'den Bakış

Sarmısak, Doğanın En Görkemli İlacı/ Prof. Dr. AYŞEGÜL DEMİRHAN ERDEMİR(*)

Kategori: Arastirma

Sarmısak, Doğanın En Görkemli İlacı

Prof. Dr. AYŞEGÜL DEMİRHAN ERDEMİR Uludağ Üni.Tıp Fak. Öğr. Üyesi

Sarmısak bütün doğal ilaçlar içinde en yararlısıdır. Çünkü hemen hemen bütün rahatsızlıklara karşı kullanılır. Bu görkemli ilacın birçok tıbbi etkisi bugün günümüz tıbbı tarafından da onaylanmıştır. Sarmısak, Allium sativum L. bitkisinin (sarmısak bitkisi) soğanı (Bulbus Allii sativi) olup pazarlarda, marketlerde çok rastladığımız ve günlük yaşamımızda çok iyi tanıdığımız bir drogdur (bitkisel ilaç). Sarmısak yalnız bir ilaç değil, aynı zamanda bir baharat maddesidir. Bu bitkisel drogun diğer bitkisel maddelerden daha çok kullanım alanı vardır ve bu bakımdan onu ''en görkemli ilaç'' diye adlandırmaktayız. Onun keskin, istenmeyen ve kötü olarak tanımlanabilen kokusu, belki onun için kullandığımız görkemli deyimine gölge düşürmektedir. Ancak bu drogun çok sayıda sağaltıcı (tedavi edici) özelliğinin olması nedeniyle bu deyimi kullanmaktayız.

Sarmısağın halk arasında birçok kullanım yeri vardır. Bu görkemli ilacın kan basıncını azaltıcı (tansiyon düşürücü) kolesterolü azaltıcı, antibiyotik etki gösterici antelmentik (kurt düşürücü) oluşu, kanseri önlemesi, iltihabı gidermesi, kan şekerini düşürmesi, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelmesi, bazı solunum sistemi hastalıklarını düzeltmesi, antidot özellikte olması, infekte yaraları iyileştirmesi vb. gibi birçok sağaltıcı özelliği, onun en yararlı tıbbi bitki olduğunu göstermektedir. Böylece yüzyıllardır besin (gıda) olarak kullanılan sarmısak, son yıllarda birçok ülkede bitkisel ilaç endüstrisinin önemli bir maddesi olmuştur. Bugün sarmısak preparatları, tansiyon ve kolesterolü düşürmek için çok tüketilirler. Yine birçok ülke, sarmısağı kapsül, tablet vb. gibi ilaç preparatları şeklinde kullanmaktadır. Örneğin Almanya'da 7 milyon kişi düzenli olarak sarmısak ilacı almaktadır. Alman ilaç piyasasında sarmısak ürünleri, doğal antiarteriyosklerotiklerin yüzde 84'ünü oluşturur. Alman ilaç firmaları her yıl 1500 ton, Çin'den yüksek verimli, organik tarım ürünü sarmısak iç alımı yapmaktadırlar. 1996'da Amerika Birleşik Devletleri'nde beş bitkisel drogun yüzde 33'lük pazar payına sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu oranın yüzde 7.2'si sarmısağa aittir.

Yine bugün gerek Avrupa ve Amerika'da, gerekse Doğu ülkelerinde sarmısak tozu ve sarmısak yağı taşıyan preparatlar vardır.

Türkiye'de ise doğal şekliyle halk arasında bir ilaç olarak çok kullanılan sarmısak, doğadan fabrikaya giden yola geçememiştir. Yani bugün ülkemizde sarmısak hem tedavi edici bir ilaç hem de baharat olarak doğal sarmısak soğanı şeklinde kullanılır. Ancak Türkiye'de tüketim miktarları öbür ülkelere göre daha çoktur. Tıbben yararlı olarak bilinen sarmısağın tüketim miktarı bir kişi için günde en çok 3-4 diştir ve yutulma yerine çiğnenerek yenmelidir.

İçlerinde sarmısağın da bulunduğu baharat bitkilerinin ekim alanı, üretim miktarı, verimi ile iç ve dış ticaretteki yerinin ne olduğunu ortaya koymak oldukça zordur. Çay, kahve, kakao, gül, soğan ve sarmısak gibi ürünlerin tüketiminin, yerli ve yabancı piyasalardaki önemi gerçekten çok büyüktür. Bu bitkilerden bir kısmı Türkiye'de yetiştirilmekte, bir kısmı ise dışarıdan getirilmektedir.

Ülkemizde iç alımı yapılanların başında kahve, kakao, zencefil, tarçın, vanilya ve karabiber gibi ürünler gelmektedir. Ülke içinde yetiştirilen çay, anason, gül, kırmızı biber, soğan, sarmısak, dışarıya satımı yapılan maddeler olmayıp iç tüketimde çok kullanılır. Yine bugün Türkiye'de en yaygın sarmısak üretilen yer, Kastamonu'nun Taşköprü ilçesidir. Burada aynı zamanda 11 yıldan beri Sarmısak Festivali düzenlenmektedir. Bu yörenin insanları, sarmısağı bir endüstri bitkisi konumuna getirmeyi amaçlamaktadırlar. Böylece bugün Türkiye'de dışarıya satılamayan sarmısağın dış satımı da yapılacaktır. Ayrıca bugün sarmısak üzerinde incelemeler yapan önemli bir kuruluş da Eskişehir'de bulunan Anadolu Üniversitesi'ne bağlı Tıbbi ve Aromatik Bitki ve İlaç Araştırma Merkezi'dir (TBAM) ve bu enstitü TÜBİTAK'ın da desteklediği bir çalışmada 30 tür yabani sarmısağı incelemiş bulunmaktadır.

Sarmısak, baharat olarak da yüzyıllardan beri kullanılmakta ve bazı yemeklerin içine çeşni olarak girmektedir. Ancak sarmısak belki de farkında olmadan baharat olarak kullanılırken ilaç görevi de görmektedir. Bilindiği gibi baharat grubu doğal droglar, hem ilaç hem de besine katılan lezzet ve tat maddeleridirler. Eğer bunlar besinlere baharat amacıyla konursa ve miktarları yeterli ise hastalıklara karşı da koruyucu etki yapabilirler.

Sarmısağın bileşiminde karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz), vitaminler (A, B ve C) ve kükürtlü bir uçucu yağ bulunur. Sarmısağa özel koku ve lezzeti, taşıdığı bu uçucu yağ verir. Ayrıca sarmısağın antiseptik etkisi taşıdığı allicin maddesinden ileri gelir. Görüldüğü gibi, çok çeşitli kullanılış yerleri olan bu görkemli drogun ülkemizde doğadan fabrikaya geçerek kapsül ya da tablet şeklinde ucuz doğal bir ilaç olarak piyasaya çıkarılmasında yarar vardır. Böylece bazı Batı ve Doğu ülkelerinde olduğu gibi, kokusu azaltılmış ve birçok yararlı etkisi için kullanılabilecek duruma getirilmiş bir doğal preparat elde edilmiş olacaktır.

Cumhuriyet, 28 ARALIK 1998

(*)Prof. Dr. AYŞEGÜL DEMİRHAN ERDEMİR Uludağ Üni.Tıp Fak. Öğr. Üyesi

'Asil' adı Allium Sativum!

   
Biz onu 'sarmısak' diye tanıyoruz ama asıl (ya da asil) adı Allıum Satıvum. Gıda olarak önemli olduğu kadar ilaç olarak da büyük önem taşıyor. Çiğ sarmısak yemeyen Avrupalılar 'hap' olarak yutuyorlar. Türkiye'de de 66 mg'lık sarmısak tozu içeren 100 drajelik 'cirkulin' hap üreten firmalar var

        BÜLENT YARDIMCI
   
    Prof. Turhan Baytop, "Türkiye'de Bitkiler ile Tedavi" kitabında şunları yazıyor: "Ünlü tarihçi Heredot, Mısır'daki Keops piramidinin üzerindeki kitabede, piramitin inşaasında çalışan işçilere 1600 gümüş talen değerinde soğan, turp ve sarmısak dağıtıldığının yazılı olduğundan bahseder. MÖ 2800 yıllarında inşa edilen Keops piramidinin inşaatında çalışan işçilere soğan, turp, sarmısak dağıtılmasının nedeni önceleri anlaşılamadı. Bugün bunun, o inşaatta çalışan pek çok sayıdaki işçileri salgın hastalıklara karşı koruyucu mahiyette kullanıldığı anlaşılmıştır."
    Bilimsel adı Allium Sativum olan sarmısağın nimetlerinden söz edeceğim. İnsanoğlu 4.800 yıldır sarmısağı biliyor ve kullanıyoruz. Önce nasıl kullanıldı acaba?... Gıda olarak mı ilaç olarak mı? Prof. Baytop'un makalesindeki bilgilere bakınca da bu sorunun yersiz olmadığı anlaşılıyor. Çünkü her iki özelliğinin de aslında birbirinden aşağı kalır yanı yok.
    Tansiyon ve kolesterol düşürücü etkisi biliniyor. Antidiabetik, anti bakteriyel, lipit düşürücü, dolaşım bozukluklarında tamamlayıcı özellikleri olduğu anlaşılınca çiğ sarmısak yiyemeyen Avrupalılar, sarmısak hapı yapıp yutmaya başladılar. Türkiye'de Münir Şahin ilaç firması sarmısak hapı üretiyor. Bu haplar, bağırsakta çözüldüğü için koku yapmıyor. Türkiye eczanelerinde 66 mg. sarmısak tozu ihtiva eden 100 drajelik bir kutu Cirkulin 6 milyon liraya satılıyor. İnternet sitelerinde ise 100 adetlik sarmısak tabletleri 35 milyon liradan satışa sunuluyor.
   
    Tozunu, sirkesini ithal ediyoruz
    Fakat, derler ya nereye el atsan elinde kalıyor... Bizim işler biraz buna benziyor. Dünyanın en kaliteli sarmısağını yetiştiren Türkiye, Fransa'dan sarmısak sirkesi, Almanya'dan sarmısak tozu ithal ediyor. Münir Şahin'in fabrikası sarmısak hapı üretmek için Almanya'dan toz ithalatı yapıyor.
    Türk insanı sarmısağı seviyor, Türk çiftçisi de bol bol sarmısak yetiştiriyor. Pazarcısı, manavı, bakkalı, marketi sarmısak satıyor ama Türk sarmısağı bir türlü çağı yakalayamıyor. Zaman zaman bol yetişen sarmısak para etmediği için tarlada çürüyor. 2001 - 2002 sezonunda olduğu gibi bazen de üretim tüketimi karşılamadığı için sarmısak fiyatı 9 milyon liraya kadar çıkıyor ve Çin'den sarmısak ithal ediliyor.
    Taşköprü sarmısağı dünyanın en iyilerinden. Raf ömrü ve bünyesindeki özellikler açısından rakiplerinden üstünlüğü var. Ama sarmısak tarlalarını çağdaş yöntemlerle işleyemiyoruz, sarmısağımızı fabrikalarda işleyip dünya pazarlarına sarmısak mamulleri satamıyoruz. Tam tersine, dededen kalma yöntemlerle yetiştirdiğimiz Taşköprü sarmısağını, gümrük yasaklarıyla Çin sarmısağına karşı korumaya çalışıyoruz. Fransa'dan sarmısak sirkesi, Almanya'dan sarmısak tozu ithal ediyoruz.
   
    Çin'e araştırmacı gidecek
    Kastamonulu işadamı Mehmet Reis'in girişimi ile inşa edilen Taşköprü Sarmısak Fabrikası, ülkemizde bu konuda ilk ve tek yatırım. Reis Gıda yönetimindeki Sarmoni Sarmısak Fabrikası, işlediği sarmısakları soyup salamura, püre ve ezme yaparak gıda sanayiine satıyor. 1999 yılı sonlarında faaliyete geçen bu fabrika, bugüne kadar çeşitli zorluklar yaşayarak sıkıntı çekmiş. Sıkıntıların başında düzenli ve uygun fiyatla hammadde temini geliyor.
    Fabrikanın yetkilisi Faik Kömeçoğlu'nun verdiği bilgiye göre, dünya piyasalarında Çin sarmısağının kilosu Türk lirası ile 800 bin liraya geliyor. Türkiye'de ise kilosu 2 milyon liradan aşağı inmiyor. Sarımsağın pahalı olmasının nedeni verim düşüklüğü. Çin'de dekardan 1.200 kg. sarmısak alınırken Kastamonu'da en fazla 600 kg alınabiliyor. Reis Gıda, bu verim düşüklüğünü aşmak için Yalova Bahçe Kültürleri Enstitüsü'nden Dr. Gülay Beşirli'yi araştırma için Çin'e göndermek istedi. Ancak sars hastalığı nedeniyle henüz gerçekleşmedi.
   
    Deneme ekimi yapıyorlar
    Kömeçoğlu'nun verdiği bilgiye göre, Türkiye'de sarmısağın pahalı oluşu ihracatının önünü kesiyor. 3 bin 500 metrekare kapalı alanda 800 bin dolar harcanarak birinci aşaması hizmete giren sarmısak fabrikasında, hammadde sıkıntısı nedeniyle sarmısak tozu, unu, yağı ve suyu imal etmek için gerekli olan 4.5 milyon dolarlık ikinci aşama yatırımı hayata geçirilemiyor.
    Kömeçoğlu, "Dededen kalma yöntemleri terk etmeliyiz. Geçen yıl 4 dönüm araziye deneme ekimi yaptık. Firmamızda çalışan ziraat mühendisi arkadaşımız ve Yalova Bahçe Kültürleri Enstitüsü'nden Dr. Gülay Beşirli'nin de yardımı ile çağdaş teknikleri uyguladık. 4 dönümden 4 bin 280 kg. sarmısak aldık. Bu yıl 38 ve 8 dönümlük iki tarlada yine aynı denemeyi yapacağız" diyor.
   
    Kastamonu sarmısağından marka...
    Atatürk'ün vasiyetinde millete bağışladığı Yalova'daki çiftliklerden birinde faaliyet gösteren Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü, Kastamonu Sarımsağını tescil etmek için çalışmalara başladı.
    Yalova'da faaliyet gösteren Enstitüsü'nün uzmanlarından Dr. Gülay Beşirli'nin yönettiği çalışmalar sonucunda Taşköprü sarımsağının gen özellikleri belirlenerek tescil edilecek. Böylece Taşköprü Belediyesi'nin, Taşköprü sarımsağını marka yapmak yolundaki çalışmalarında en önemli adım atılmış olacak.
    Bu tescil sonucunda Taşköprü sarımsağı hem iç hem de dış piyasalarda koruma altına alınmış olacak. Türkiye'deki başka yörelerde yetişen sarmısak Taşköprü sarımsağı diye satılamayacak. Taşköprü'den götürülen tohumlarla başka ülkelerde aynı özelliklere sahip sarmısak yetiştirilemeyecek. Tüm özellikleri saptanmış ve tescil edilmiş olan Taşköprü sarımsağı, tıpkı yeni icat edilmiş bir buluşun patentinin alınması gibi koruma altına alınmış olacak.
   
    Çin sarmısağı 9 milyona satılıyor
    2002 yılının ocak ayında, gecenin bi vaktinde, baldızım Sibel telefon etti. "Enişte!" diyordu heyecanla, "Carrefour'dan sarmısak aldım. Kilosu 9 milyon lira... Acaba bir hata mı var... Bu kadar pahalı sarmısak olur mu?"
    Sibel, marketten eve gelip kasa fişine bakınca gözlerine inanamamış, bir hata olduğunu düşünerek beni aramıştı.
    Kasa fişinde hata falan yoktu. Sibel'den 3 - 5 gün önce, ben de Maxi Market'te 9 milyon liraya satılan Çin sarmısağını görmüş ve hayretler içinde kalarak fotoğrafını çekmiştim. Sorup soruşturunca da sarmısak üretimi az olduğu için fiyatların yükseldiğini ve Çin'den ithalatın başladığını öğrenmiştim.
    İthalat başlayınca, 9 milyon liraya kadar çıkmış olan fiyat önce 4, daha sonra da 2 milyon liraya kadar gerilemişti o yıl. O dönem, gazetelerde bol bol 'Çin sarmısağı...' haberleri okumuştuk.
    Şu günlerde yeni mahsul sarmısak, pazarlarda ve marketlerde kilosu 2.5 - 3.5 milyon liradan satılıyor. Bu fiyat yüksek. Dekar başına verimlilikte dünya ölçekleri yakalansa bu fiyatlar düşecek. Hem tüketici ucuza sarmısak yiyecek hem de fabrikalar daha düşük maliyetle sarmısak temin ederek, ihracatta fiyat tutturma şansı yakalayacaklar.

Milliyet, 29 Ağustos 2003

03:42 - 30/1/2006

12:45 - 10/4/2006 - yorum yaz


her derde deva

sarımsak gibisi yok her derde deva gitmeyen herkeze tavsiye ediyorum taşköprü harika bir yer

ayşegül - 2008-02-16 16:19:35 - 2008-02-16 16:19:35


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
Eğitim, Kültür, Sanat, Edebiyat Seçkilerim...
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Taşköprü'den Sesleniş
Taşköprü... Taşköprü...
Taşköprü / Yazıhamit Köyü/ ekim '05
Taşköprü'den Esintiler
Taşköprü'den Bakış
Taşköprü'nün Sesi
Gökırmak
Kastamonu Net
Kastamonu Net (Blogcu)
ARAMA!!! Google'de "hasan37"
Kastamonu Gazete, Dergiİ ve Siteleri
Ali Şahin (alsah*) ve Siteleri
"Alsah" Blogları İndexi
Alsah / Blog Yazıları Seçkisi
Ali Şahin'in Not Defteri
Çocuk ve Edebiyatı
Edebiy@t
Edebiy@t 2005
Edebiyat Dünyası
Geçmiş Gelecek
Gerçeğin Sesi
Güldeste/ En Güzel Atatürk Şiirleri/ Seçki
Güncem'den
Öykü
"Öyküler & Öykücüler"
Roman Yazıları
Şiirler & Şairler
Yedinci Sanat
Yeniden Dergi
YenidenEdebiyat
Yeniden Dergi (Turklog)
Yeni Dergi
Yeni Edebiyat (Blogcu)
Rıfat Ilgaz Arşivi
Rıfat Ilgaz 2006/ Kastamonu Sempozyumu
"Dersimiz: Edebiyat"
Ali Şahin'in Bloknotu
Yeni Edebiyat
Son Yazılar
- İlimizin Tarihi
- DOĞA HARİKASI KASTAMONU
- Yeni sezona yeni dergi...
- Burs veren kuruluşlar
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak
- Sepetçioğlu Türküsü
- Sepetçioğlu Konağı
- Edebiyat
- 'Asıl' adı Allium Sativum!
- Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Al